Doğanşehir'in Tarihi

 İlçenin kuruluşu kesin olarak bilinmemekle beraber M.Ö. 66 yılları ile 295 yılları arasında Roma İmparatorluğunun elinde kaldığı tarih tetkikinden anlaşılmıştır. Bu döneme ait ilçe merkezinde yer alan içkale sur kalıntıları Roma döneminde imparatorluğun hristiyanlığı  Asya’ ya yaymak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Bu bilgilere delil olarak gösterilen Kadılı, Eskiköy ve Polatta bulunan harabelerin gözetleme kuleleri olarak askeri üst amacıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır.  Bunun ardından Bizanslılarla Abbasiler arasında zaman zaman çekişmelere sahne olan ilçemiz Bizans döneminde ilk olarak Züpetra (Zapetra, Zipetra, Subatra) ismini almıştır. Abbasiler döneminde yeniden imar edilmesine rağmen daha sonra sonra yeniden Bizanslılar yöreye egemen olmuştur. 1101’ de Danişmendlilerin, 1105’te de Anadolu Selçuklularının eline geçen ilçemiz 1398 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ardından bir süre Timur’ un istilasına uğramış bu istila sonucunda ilçenin ismi Viranşehir olarak anılmaya başlanmıştır. Timur döneminde yapılan istilalar hakkında yapılan kazı çalışmaları neticesinde ilçenin büyük bir yangın felaketine de maruz kaldığı yanmış insan ve hayvan fosillerinden anlaşılmaktadır. Yavuz Sultan Selim, 1515 yılında yöre ile birlikte burasını da kesin olarak Osmanlı topraklarına katmıştır.



ROMA DÖNEMİ

 

        İlçenin kuruluşu kesin olarak bilinmemesine rağmen M.Ö.66 yılları ile 395 yılları arasında Roma İmparatorluğunun elinde kaldığı çeşitli tarih tetkikinden anlaşılmıştır. Yine bu zamanda yapılan ilçe merkezinde yer alan kalıntıları günümüze kadar ulaşmış İçkale surları roma dönemine aittir. Kalıntıları günümüze kadar ulaşmış olan İçkale’nin Roma İmparatorluğunun Hırıstiyanlığı Asya'ya yaymak amacıyla yapıldığını tahmin edilmektedir.

 

         Kadılı(Sancar),Eskiköy(Erkenek),ve Polat'da bulunan şu anda harabe görünümünde bulunan gözetleme kuleleri bölgenin askeri üst olarak kullanıldığını ve eski yerleşim merkezlerinin de buralar olduğunu göstermektedir. Roma devrinden kalma kilise kalıntısı da Roma İmparatorluğunun Hırıstiyanlığı Asya'ya yaymak emeli ile bu kalenin yapıldığı anlamına gelmektedir. 395-656 yıllarında ise Bizans İmparatorluğunun elinde kalan ilçe bu dönemdeki adı Züpetra(Zapetra,Zipetra-Subadra) olarak geçmektedir. Bu döneme ait ilçe merkezinde ortaya çıkan sikkelerde bu isim gayet net bir şekilde görülmektedir. Malatya ve çevresinde Bizans'ın Malatya'da ki Ermeni Valisi Filaretos ve onun ölümünden sonra yerini alan Gabriel'in kısa hakimiyeti dönemi sonrasında Selçuklular ve Danişmentliler bu bölgeye sahip olabilmek mücadeleye girişmişlerdir. Önce Fümüştekin Ahmet Fazi 1085'te Malatya'yı kısa bir süre için ele geçirmiş, 1095'te de Kılıçarslan Elbistan ve Zibatra'yı zapt ederek Malatya üzerine yürümüştür. 1102'de Danişment hükümdarı tekrar alınmış ise de bölgede Selçuklu-Danişmentli mücadelesi devam etmiş 1105'te Kılıçarsaln tarafından Selçuklu hakimiyeti altına alınmıştır.Malatya ile birlikte Sürgü civarı da şüphesiz bu tarihlerden itibaren Türk hakimiyeti altına girmiştir. Bölgede kısa bir süre daha Selçuklu Danişmentli mücadelesi devam etmiş 1178'de II.Kılıçarslan Danişmentli hakimiyetine son vererek Malatya'yı Selçuklu topraklarına katmıştır. Selçukluların XIII.yy. sonlarına doğru iyice zayıflaması sonucu bölgeye bir müddet Memluklar hakim olmuş daha XIV.yy. ilk yarısında Dulkadioğulları Malatya, Maraş,Elbistan civarına hakim olmuşlar ve beylik kurmuşlardır. Kurulan bu beyliğin iki büyük oymağı Harbendelüler ve Mihmandlular'dır. Bu iki oymaktan bilhassa Harbendelüler Halep Türkmenlerinden konar göçer olup Besni-Malatya arasında yeri Sürgü'nün içinde bulunduğu bölgede yaşadıkları bilinmektedir.. Sürgü'nün de içinde bulunduğu bu bölge Malatya ve civarının kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçtiğini 1516'ya kadar Dulkadirli,Memluklu,Memluklu-Osmanlı arasında mücadele sahası olduğu anlaşılmaktadır.

        Nitekim bu mücadeleler esnasında 1399'da Osmanlı hükümdarı I.Beyazıd Memluklu nüfus sahasına inerek, Malatya, Elbistan, Besni, Darende ve Divriği'yi idaresi altına alarak Osmanlı hudutlarını genişlettiği görülmektedir.Genişleme sırasında Sürgü ve Subadra civarı da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Alınan bölgenin idaresi Dulkadiroğlu Nasreddin Bey'e bırakılmış ve dolayısı ile Malatya bölgesi Osmanlı kontrolü altında tutulmaya devam edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet'in sultanlığı için hayati önem taşıyan Dulkadir toprakları ile ilgilenmesi iki devlet arasında dostça münasebetleri bozmuştur. Fatih Sultan Mehmet'tin bundan amacı Maraş-Malatya havalisini elinde bulunduran Dulkadiroğullarının Mısır yolunun güvenliği bakımından arzettiği önemdir. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi öncesinde 1516'da Malatya,Darende, Gerger, Besni, Divriği, Kahta, Aydıntaş ve Adana gibi kaleler zaptedilmiştir. Bu tarihten itibaren Malatya-Besni arasında yer alan Sürgü, Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi kararını açıkladığı yer olan Malatya'dan güneye doğru tekrar yola çıktığında kasaba nahiyesine bağlı Samanköy Çamlı yurdu Kederbeyt nahiyesinde Zeliha Köyünden daha sonrada Subadra nahiyesinden Surgi yurduna ulaşmıştır. Buradan da Bucakdere (Tucandere) Göksu-Ayıntap yolunu izleyerek Halep'e yönelmiştir. Sürgü Köyü Subatra nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri olan Besni kazasına Gerger Kahta kazaları ile birlikte Malatya sancağına bağlıdır. Besni kazasına bağlı Subatra nahiyesinde 11 köy 53 mezra bulunmaktadır.



BEYLİKLER DÖNEMİ

 

       1157 yılında Malatya ve çevresinin Sultan Kılıçarslanın eline geçmesinden huzursuz olan olan Danişmentliler 1171'de Malatya ve çevresini tekrar ele geçirmek için harekete geçtiler.1137'de Besni,Ğölbaşı ve Zibetrayı tekrar ele geçirdiler. Selçuklu hükümdarının tahrikiyle haçlılar tekrar harekete geçti. Bunun üzerine Danişmentliler barış istemek zorunda kalırlar 1226'ya kadar Danişment beyliğinin elinde kaldı. Selçuklu Hükümdarı Alaatin Keykubat 1236 Halep Şehrinde hastalanınca (Keykubat Bin Hüsrev) hekimleri ona Zipetra'da istirihat etmesini tavsiye eder. İnce hastalığa düşen sultana hekimler,

 

 Gülşehri al abad eyle

 Orda istirahat eyle

 

       Hekimlerinin tavsiyesi üzerine 1226 yılının Ağustos unda Sultan Keykubat ilçeyi ele geçirerek Bizans ve Arap çatışmalarında harabe haline gelen ilçeyi baştan sona imar etmiştir. İlçenin doğu ve kuzey kısmına, ikinci kat suru çektirmiştir. Şuan Merkez Camiinin bulunduğu bölgede bir camii inşa ettirerek  Malatya İstikametini gösteren kapının üzerine ‘Hüsrev Bin Keykubat’ yazılı kitabeyi koydurmuştur. Bu kitabe yakın zamanda Sürgü Karakol Binası üzerinde muhafaza edilmekte iken karakol binasının yıkımı sonrası kaybolmuştur.

 

OSMANLI DÖNEMİ

 

       1319 YILINDA Türkmenlerin eline geçen ilçe 1398 (Neşri tarihine göre 1399 ) yılında ise Yıldırım Beyazıt ilçeyi Osmanlı topraklarına katmıştır ve sipahizade ünvanı vererek idare edilmeye başlandı. Selçuklu egemenliğinden sonra Gülşehir adıyla anılmaya başlamış 1401 yılında Timur’un istilasına uğrayıp tekrar yağmalanmıştır. Bu yağmalamadan ve talandan sonra ilçe Viranşehir adıyla anılmaya başladı. Timur dönemi istilasının yanında, Viranşehirin büyük bir yangın felaketi de geçirdiği yapılan kazılar esnasında rastlanan yanmış insan ve hayvan cesetlerinden anlaşılmaktadır. Bu dönemden kaldığı bilinen ve üzerinde ;Lailaheillalah, ibnu Sultan yazılı taşların bulunuşu Bu hususu kanıtlamaktadır. Ayrıca eski Çarşı Camiinin mihrabında ki taşta; “İbni Şemun haliledel ahusul tanatihur ağabeyulahir” yazmakta, bu taşın ise bu dönemden kaldığı bilinmektedir. Kaynak teşkil eden bu taş bugün yapılan Merkez Cami duvarına yerleştirilmiştir. Timur bölgeden çekilmesiyle ilçeye Dulkadiroğulları egemen olmuştur. Yavuz Sultan Selim 1515 yılında Mısır seferine çıkması sırasında İlçeyi Dulkadiroğlları'ndan alarak, Osmanlı topraklarına tekrar katmıştır. 1524 yılında ki Osmanlı sayımlarında Subadra adıyla Besni'ye bağlı olarak bir sipahizade olarak geçmektedir. Bu zamanda ilçe nüfusu bir sipahizade 1 köy ve 9 hane nüfus, Erkenek 1 köy 35 hane nüfusa sahipti.1560'larda ise Subadra 31 hane, Erkenek 61 hane nüfusa sahipti. 1855 yıllarına kadar Besniye bağlı olarak idare edilen ilçe toprakları, Besni beyleri tarafından tarım alanı olarak kullanılmıştır. Bu dönemde ilçeye ilk yerleşenler hayvancılıkla uğraşan göçerlerdi. 1929 yılına kadar Sürgü Nahiyesine bağlanan ilçeye 1877 tarihinde Rusların Kars ve Artvin bölgelerine gelerek, Müslüman halka zulüm yapmalarından dolayı, devlet tarafından 120 hane vatandaş, önce Malatya'ya daha sonrada Viranşehir'de iskan ettirilmek üzere gönderilmiş ve yerleştirilmiştir. Poskov'un aşağı Ceberya köyünden Malatya istikametine göçe çıkarılanların ardından derin üzüntüye kapılan köy halkı, üzüntülerini aşık topçu Güftari vasıtası ile şöyle dile getirmişlerdir.

 

 Zapteyledi beni asfer cihanı

Şimdiki hal meydan küfara kaldı

Beyan etti türlü türlü emanet

İslam olan game efkara kaldı.

Kuramadım düşman ile savaşı

Akıttı gözlerim kan ile yaşı.

Daim içimde sönmez ataşı

Sevdiğim vatanım ağyara kaldı.

 

       Kars ve Artvin'den gelerek ilçeye yerleşenler bıraktıkları köylerini yaşatmak amacı ile beş mahalle kurmuşlar ve eski köylerinin adını koymuşlardır. Bunlar: Golishallı, İmehev, Daşobası, Caborya, ve Şavşat gibi isimlerdir.

 

CUMHURİYET DÖNEMİ

      1855 ten 1929 yılına kadar Sürgüye bağlı kalan ilçenin o zaman ki nahiyesi Sürgü, kazası Besni, Mutasarraflık Malatya,  Vilayeti ise Harput idi.1924 'te ilçe Nahiye merkezi olmuştur. İlçe 1929 yılında Besni'den ayrılarak Akçadağ'a bağlanmıştır 1933 yılında yıkık bir şehir olan Viranşehir'in makus talihi değişecek Başbakan İsmet İNÖNÜ'nün ziyareti sonucunda Böyle güzel bir şehre Viranşehir adı yakışmaz burası olsa olsa Doğanşehir olur diyerek kayıtlara resmi adı DOĞANŞEHİR olarak geçmiştir. 1946 yılında Akçadağ ilçesinden ayrılarak Malatya iline bağlanmış ve ilçe ünvanını almıştır. İlçenin ilk belediyesi 1946 yılında kurularak Belediye Başkanlığına Esat DOĞAN seçilmiştir.